12 Eylul, 2013
O aksama dair aklimdaki resim; salonun ortasinda duran acik bir valiz, icine herseyimi sigdirmaya calistigim; tum anilarimi, ailemi, sevdigimi, dostlarimi.
Bir odadan digerine gecerken, goz goze gelmemek icin ugrasiyoruz, guclu durmaya. "Bak zaten geleceksin" li cumleler anlamsiz cunku biliyoruz, "3 sene ne ki, zaman su gibi akacak" diyoruz, "hem tatiller de gorusecegiz".
Vedalar hep zor..
Elimde tek yon bir bilet, dunyanin bir diger ucuna. Baska bir hayata yolculugum, baska insanlarin hayatlarina karismaya, baska denizlere..
O zamanlar bu yolculugun hayatimda neler degistirebilecegini, beni nasil guclendirip, olgunlastiracagini bilemezdim. Hayat basli basina kolay degildi veya ben hicbir zaman kolayi secmemistim ya da bana ogretilen buydu. Basarmak istiyorsan, emek vereceksin, azmedeceksin. Anneannemin mutfak sohbetlerimizde soyledigi gibi, belki hayat pek comert olmamisdi ona ama cok guzel evlatlar vermisti, ve onlar yasanan herseye degerdi. Benim bundan aldigim mesaj, "hicbir sey kolay degil, olmayacak da, ama ektigin herseyi gun gelip biceceksin". Binlerce kez tesekkur etmeliyim ki. mutlu bir ailede, sevgiyle buyudum, hayatin engebelerinden bahsedecek son kisiyim bu nedenle, demek istedigim "iste guzellik burada". Sen, senden olmayani anlayabiliyor musun? Yoksa ortalamanin ustunde surdurdugun yasamina ragmen, ilk zorlukta isyan mi ediyorsun? Sanirim bizi bir yapan, insan yapan en onemli seylerden biri bu. Ben hayatimi degistiren yolculugum suresince, yasadigim olumsuzluklardan dersler cikarmayi, isyan edip, pes etmek yerine, guclenerek kalkmayi ogrendim. Anladigim sey, hayatlarinin bir donemlerinde ailelerinden, sevdiklerinden ayrilan, ayrilmak zorunda kalan insanlarin nasil hissettikleri. Benim kararlarimi, yasadiklarimi, bir digerimizinkinden daha onemli kilan ne olabilir ki. Onemli olan, insana ait tum duygularda birlesebilmek, birbirimiz icin goz yasi dokebilmek veya sevinebilmek.
O gun beni yolcu eden tum sevdiklerim benim gozyaslarimi paylasti. Ben minicikken terk edilen cocuklari anladim, cocuklarini birakmak zorunda kalan anneleri, savaslar sonrasi goc etmeye zorlanan insanlari, "elveda" demenin ne zor oldugunu, sonucta hepimiz tek bir valize sigdirmistik herseyimizi, ve elimizde tek bir biletle kalakalmistik.
Birkac nacizane tavsiye verdi bu yolculuk bana, paylasayim istiyorum:
13 milyarlik evrende, 7 milyar insandan sadece birisin! Kendini fazla onemseme ve yasadiklarini dramatiklastirme. Bil, bu da senin payina dusen. "Bu neden benim basima geldi" dedigimiz surece, bencilligin kralini yapiyoruz cunku. Bu dunya, acliktan olen kucuk bedenlerin dunyasi, tecavuze ugrayan kadinlarin, okutulmayan genclerin, hastaneleri, okullari olmayan sehirlerde buyuyen insanlarin.
Sana bicilmis olan rolden fazlasini iste! Seyahat et mesela, kendine yaptigin en guzel yatirim cunku, baska ulkeler gormek, baska diller ogrenmek, baska kulturleri tanimak, farkli dunyalari olan guzel dostlar edinmek. Bir kilisede, musluman olarak dua etmek, veya budist tapinaginda bir mum yakmak. Cunku sen heryerde ayni sensin, inandiklarin seninle, nerede, nasil yaptigin, bir eylemin amacini degistirmez. Kendi kurallarini kendin belirle veya bosver ne kurali! Yasa gitsin! Ama incitmeden, zarar vermeden.
Zaman en guzel! Siyahlarla beyazlari, griye bulayarak akip gidiyor..
Ben coktan cekildim kenara, elimde bir kupa cayim, izliyorum onu, bana sunduklarini sukranla hatirlayip, yenilerini umutla bekliyorum. Ve bir tek saglik diliyorum, hepimiz icin..
Cem Karaca'nin da dedigi gibi, "dogarken agladi insan, bu son olsun bu son",
Tekrar gorusmek uzere,
Saglikla..
Friday, October 16, 2015
Friday, October 9, 2015
Sevgili okuyucu,
Hosgeldin dunyama.
Uzun zamandir dusundugum bir seyi, nihayet hayata gecirmenin
sevinci ile yaziyorum ve bir de icten bir tesekkur icin. Beni ben yapan
herseye, herkese tesekkuru bir borc bilirim.
Tam da bundan yola cikarak dedim ki neden blog yazmiyorum. 26
yila sigdirdigim guzel insanlarim, onemli kararlarim, hayat derslerim,
seruvenlerim var.
Evet, o halde yazmaliyim!
Mutfaktaki vanilya kokusundan basliyorum, renkli pecete
koleksiyonlari, siyah beyaz fotograf albumleri, ses kayitlariyla dolu kasetler,
kartpostallar. Herkesin kendince hatirlama sekilleri var anilarini, benimkiler kokularla, sarkilarla kodlu. Benim icin hayat hic yasamadigim yetmisler
de, seksenler de, dedemin oykulerinde, annemin cocukluk arkadasliklarinda,
saklanan bir yuzukte, arkasinda tarih olan bir fotografta. Bundan olsa gerek nostaljik yanim hep agir basar.
Gel gelelim hayat pek de yukarida anlattigim gibi devam
etmiyor, sobada kestane zamanlarinda kalinamiyor demem o ki. “Kabugundan
siyrilacaksin arkadasim” dedi bana ve seruven basladi. Universiteyi baska bir
sehirde, tek basima okumam gerektiginde israr eden ailem, bugunlerimin
mimaridir suphesiz. Dunyanin bir diger ucunda, Amerika’nin ulkeme en uzak bolgesinde,
yalniz basladigim seruvenimin ucuncu yilina giriyorum. Hayat hakikaten pandoranin
kutusu, her turlu duygu icinde bir arada, basina buyruk sanki biraz da, plan
yapma alasagi ederim der gibi hep, saygiyla egiliyorum onunde ve yarattigi
guclu kadin icin bir kez daha tesekkur ediyorum!
Ellerimin de, zihnimin de pasini siliyorum. Kisa bir sure
sonra asil seruvenlerimi paylasmaya baslayacagim.
Takipte kal okuyucu,
Sevgiler..
Subscribe to:
Comments (Atom)